ÖZET
Deprem esnasında balkondan aşağı atlayan insanların bu eylemi yapmasına sebep nedir? Neden bu eyleme karar vermiştir. Öleceğini ve yara alacağını bile bile neden bu eyleme kalkışır? Deprem esnasında ve sonunda ölme riskini aşağı atlama riskinden daha fazla bulduğu için mi?
Bu eyleme iten sebep güven azlığı veya yokluğudur. Binanın yıkılacağı altında kalıp öleceğidir. Binanın yıkılacağını düşüncesine iten sebep ise ülkemizde yapılan işlere güvenin olmadığıdır. Bu da binanın sağlamlığına duyulan şüpheden kaynaklanmaktadır. Bu şüphenin kendisini deprem esnasında aşağıya atma eylemine dönüşmesi derin bir güven kaygısından doğmaktadır. Ülke insanının karakteri olacak kadar katı edinimleri, güven duygusunun zedelenmesi ve sürekli kaygı taşıması ile oluşmuştur.
Güven azlığı ve yokluğu ülkemizde sosyal çözülmelerden ve ekonomik faaliyetlere kadar çok geniş alana ciddi zarar vermektedir. Öncelikle aşağıdaki soruların cevabını arayarak güvenin ülkede ne kadar hakim olduğuna bakalım.
Kardeşiniz, anneniz, babanız, veya diğer aile fertlerine güvenir misiniz?
Arkadaşlarınıza güvenir misiniz?
İş arkadaşlarınıza güvenir misiniz?
Sokakta güvende misiniz?
Size satılan ürüne veya satıcıya güvenir misiniz?
Evinizin deprem de yıkılmayacağına güvenir misiniz?
Eğitim, sağlık ve diğer kamu alanında eşit hizmet verildiğine inanıyor musunuz?
Kanunların sizi koruduğuna inanıyor musunuz?
İş alanında emeğinizin karşılığının size tam olarak ulaştığına inanıyor musunuz?
Her insanın devlet önünde eşit tutulduğu ifadesine güveniyor musunuz?
Hakkınızın korunduğuna inanıyor musunuz?
Fırsat eşitliğine inanıyor musunuz?
Bu soruları yönelttiğim yaklaşık 50 farklı yaşta ve çevreden insanların cevapları doğrultusunda Bireysel alandan dış alana doğru güvenin zayıfladığı, Güvenin aileden, devletin sorumluluk alanına doğru güvenin zayıfladığı görülmüştür. Bu sorulara cevabınız ölçüsünde güvendesiniz.
Tanım
Canlı cansız tüm varlıklar arasında iletişimden doğan geri dönütün sağlıklı ve sürekli halini sağlayan duygudur. Basit mana da Kaygı ve korku olmaksızın iletişimde bulunulan tarafa duyulan histir.
Önemi
İkili ilişkilerde, kuvvetli bağların en önemli öğesi olan güvenin; toplumsal, sosyal, ekonomik, siyasal tüm iletişimlerin ana unsuru ,iletişimin dönütünden sonra başlayan, tekrarlanan davranışlarda bozulana dek temel olarak karşımıza çıkar.
Hayatımız da mutluluk sağlayan unsurlardan olan güven yakın, sosyal-toplumsal, ekonomik-siyasi alanda da değerlendirilir.
Yakın Alan
Yakın olarak anneden başlayan ve ailede karşılıklı olarak devam eden güven zamanla anne ve babanın etki alanından çıktığında karşılık bulmamakla ilk güven kırılımı başlar. İlk dönemlerde yoğun hissettiği güven hissi yoğunluğu azalarak devam eder. Hayatının bir çok zamanında deneme yanılma yoluyla öğrendiği, bin bir kez kırılsa da sürekli ve yeniden tesis etmek için uğraştığı güveni, kimseye hissetmeyecek kadar azalsa da son anına karşılıklı kurmak üzere hayatına devam eder zira güvenin karşılıklı oluşundan edinilen mutluluk yalnızlığı yok etmesiyle ayyuka çıkar. Bireysel alanda yakın kişilerle karşılıklı oluşan güven hissi mutlu ederken gerisinde hayal kırıklığı riskini taşır. Güvenin ölçüsü kadar hayal kırıklığı ihtimali artar. Ve teknik analizi olmayan bir alanda yer edinir. Kesin ölçümü olmayan güven insan hayatının her anını sigorta edemeyeceği için güvenmek zorunda kaldığı anlarda çoğunluktadır. Bireysel alan güvenin son ana kadar güven ilişkisinin kurulduğu ve en yoğun olduğu alandır.
Sosyal- Toplumsal Alan
İnsanın sosyal alandaki ilişkilerinde en çok yanıltan sürekli denenen alandır. Yakın alan ilişkilerinden sonra en çok bu alanda eksiklik duyulur. Arkadaşlık, komşuluk, mahalleli, hemşehricilik, ülke insanından dünya insanına olan genişlemesinde azalarak devam eder. Yakında uzağa sürekli azalış gösterir. Sosyal ilişkilerde güven azlığı kişiyi bireyselleşmeye yöneltir. Bireysel olarak soyut olmamak adına ilişkilerde güvensiz hissettiği çoğu alanda tedbir almak adına daha çok zaman iktisadi harcama yoluna gider. Kişi güvenmediği kadar önlem alır. Aldığı her önlemde daha çok soyutlar, soyutlanır sosyalleşmeye engel faktör devreye girer. Herkesin bir birine güvenmediği ortamda kişilerin zararları azalır. Soyut izole bireyselleşmiş hayat sürdürür. Sosyal hayatta giderilmesi hariç diğer alanda güvensizlik sürdürebilir lakin sosyal ihtiyaçlar giderilmeden hayatını sürdürebilir. Sosyal ihtiyaçlarını gideremeyen insan yalnızlaşır ve olumsuz davranışlar gösterir. Güvende ölçü çok önemlidir. ölçülü güven kişiyi risklerden uzaklaştırırken aynı ölçüde avantajlarına ulaşmayı sağlar. Güven kişilere ve toplum özelliklerine göre farklılık gösterir. Güvensizlik; Yüksek enlemli (soğuk) ülkelerde bu rutin olarak görülürken , Alçak enlemli ülkelerde (sıcak) ülkelerde ciddi sosyal deformasyonlara yol açar. Soğuk ülkelerde güven yaygın bir davranış değildir. Sosyal ilişkilerin zayıf olduğu bu alanlarda güvenin azlığı sorun olmaz iken , sıcak ülke insanları duygusal yapılarından dolayı güvenmek ve karşılığını bekleyerek ömür sürdürürler. Güvenerek alınan risklerin çokluğu ile sürekli kavgalı, hak arama mücadelesine girdiği, sürekli bir koruma ve korunma alanı arar. Karşılıklı güvende mutluluk , karşılıksız durumda ise hayal kırıklığı yoğun olarak yaşanır.
Ekonomik ve Siyasi Alan
Ekonomik ve Siyasi alanda güven ev, komşu, sokak, cadde, mahalle şehir, iş hayatı, sosyal mekanlar, alışveriş devlet ile ilişkilerinde vatandaşlık alanlarını kapsar. Bu alanda güven öğeleri zayıfladığından kanunlarla korumaya alınır. Devlet kanunları ile güveni bozacak unsurları kontrol ederek güven tesis etmek için uğraşır. İnsanoğlunun bağlılık hissi taşıdığı en son örgütlenme vatandaşlıktır. Siyasi güven kurulması için devlet güven unsurunu asla göz ardı etmez Devlet varlığını sürdürebilmek için çabalar, devlete olan güveni sağlamak için birçok yolu dener Kişi kendini ailesini sevdiklerini korumak adına devlete ihtiyaç duyar işte tam bu durumda devlet güveni kurmaya başlar. Önce güvenlikten başlayarak can güvenliğini, Ekonomik mal ve kazanç güvenliğini, hukuk sistemi ile kişi haklarını güvence altına alır. Devletin güven sağlamasında eksiklik oluşumunda kişi- devlet ve kişiler arası güven azalır. Bu da toplumsal bağların azalmasına ve güveni koruyan sosyal değerlerin azalmasına sebeb olur. Bunlar da silsile yoluyla kişinin hayatı boyunca bir çok şeyi güven altına almak, riskleri azaltmak adına daha çok zaman ve çaba sarf eder . Zaman ve çabanın yoğunluğu zamanla kişilerin ekonomik kayıplara , iş ve zaman kaybına yol açar.
Sonuç
İnsanların birincil ihtiyaçlarından biri olan güven hissi toplumların sağlıklı gelişimini sağlamasında çok önemli bir unsurdur. Hem bireysel hem de toplumsal alanda güven ortamının sağlandığı alanlarda insanlar doğru davranışlar sergiler ve olumlu normlar oluşturur. Oluşturulan kültür ve medeniyet güveni artırır ve pozitif olarak toplumun ilerlemesi sağlanır. Ekonomik ve sosyal gelişme sağlanır. İnsanlar çağdaşlarının daha ilerisinde huzurlu mutlu bir hayat sürer. Güvenin olmadığı toplumlarda kişiler koruma ve korunma içgüdüsü ile sürekli kendini, çevresini hedge etme gayretine düşer, Güvensizlikle önce psikolojik olarak gergin ve sağlıksız davranışlar edinir. Sürekli kaygı ile gerginliklere sebep olur bu da toplumsal olarak daha çok şiddete, kavgaya ve tartışmalara sebep olurlar. Toplumsal normların sağlıksız biçimde aşırı korumacı oluşmasını sağlar. Herkes kendini koruma içgüdüsü ile sosyal ve toplumsal alandan çekilirler. İş dünyasında sürekli teyakkuzda bulunurlar, iş veren ve çalışan arasında daha keskin çizgiler oluşur. Kişilerarası olduğu gibi iş alanında da duygusal bağlar yok olur. Kişiler toplumsal veya iş sorumluluk alanından uzaklaşır kişisel olarak sorumlu olduğu alanlara yönelir. Toplumsal normlar zayıflar, kültürel bağlar zayıflar. Bu dönemde medeniyetin ilerlemesi zayıflar. Sağlıksız bireysel ve toplumsal davranışlar gelişir.

Yorum bırakın