2008 yılı dünya borsaları için kabus gibi bir yıldı. Bist100 o dönemki adıyla İMKB 100 endeksi 58 000’lerden 22 binlere çok kısa zamanda düşmüş. Piyasanın rengi kan kırmızı idi dünya borsalarına entegre olmanın güzelliğini gördükten sonra kötülüğünü gördüğümüz yıl idi. Hisselerimin çoğunu satıp dövize geçmiştim. Bu durumu uzaktan kayıpsız ama kaygılı izler iken o dönem sinema hisselerinin düşmediğini gördüm. Birkaç yıllık küçük yatırımcı olarak bunu idrak edemedim. Neden sinema hisse fiyatları düşmemiş ve hatta eski haline göre bir hayli yükselmişti. Neredeyse tek fiyatı düşmeyenler onlar idi. O dönem İstanbul’da yaşamanın avantajı ile ben de sinemaların yolunu tuttum. Daha önce de Beyoğlu sinemalarına gitmişliğim var idi ama o dönemde gittiğim kişilerin liseli ve üniversiteli gençler olmadığını gördüm. Sinema salonunu dolduranların çoğu beyaz yakalı diye bildiğimiz yönetim – idare ve teknik bilgiye sahip olan insanlar idi. Sonrasında bunu anlamam zor olmadı! Bu insanlar ancak fırsat bulmuşlardı. İşlerin yavaşlaması özellikle finans ile uğraşan insanların kaybettiği bir dönem ayrıca onların işinden uzak olması gereken bir dönemdi. Finans ilgili bu insanların sinemaları doldurmalarını anlamlandırdım. Ama hala bir soru vardı kafamda! Peki bu kaygılı dönemde nasıl rahat ettiklerini yakın bir tanığıma sorduğumda: ” Biz profesyoneller genelde kazanırız, her zaman değil.” demişti. Kaybetmeyi sadece bizler için var olduğunu düşünürdüm. Oysa onlar da kaybediyorlardı ve kaygıları benimkinden azdı. Bu konuda kaygılarımı teskin etmenin yoluna gitmeliydim.
Kayıp ile kazancın yan yana durduğunu biliyordum ve kayıp/kazancın beni daha az etkilemesinin bir yolunu bulmalıydım. Tıpkı tanıdığım profesyoneller gibi kaygı seviyesini düşürmenin yolunun zaman olduğunu bana yine zamanın kendisi anlattı. Daha çok işlem yapıp daha çok kaygılı olmak yerine almak ve satmak için beklemeyi öğrendim. Tüccar gibi tüm malları görüp en uygun teklifi vermesi gibi, mal alamayacağının kaygısını bertaraf ettiği gibi, alacağı fiyat ve satacağı fiyatı belirlediği gibi olmalıydı. İlk İş fiyat belirlemek, ikinci iş alım, üçüncü iş satımdı. Ana çerçeve ise zamandı. Çerçeveye göre davranır, fiyatların alım ve satışının makul olmasını bekler. Oysa finansal piyasalar aç gözlü başlangıçların sonu küsüp tamamen uzaklaştığı alanlardır. Finans dünyasının da ticaret yapmaktan farkı yoktur. Aç gözlü esnaf mümkün mü? “Hemen kazanayım!” diyen olur mu ? Elbette olmaz! Zamanlama işin ustalığı. Zamanlamayı en iyi yapan yatırımcılar en çok kazanan insanlar olarak karşımıza çıkar. Sadece fiyat odaklı bilgi sahibi olmak bile buna yetebilir. Çok iyi temel ve teknik analiz yapabilen insanlar bile zamanlamada hata yapar ise kazançlarını kaybederler. Fakat sonrası tekrar kar edebileceği dönemi olacaktır. Bu dönemi tahmin etmek, zaman kollamak elbette bunun çaresi olacaktır. Zamanın iyi yönetilmediği dönemler tehlikeye açık hale gelmekle eşdeğer.
Peki amatör bir yatırımcı olarak piyasalarda işlem yapmaya başlamaları ile başlayan süreç kazanarak devam, kaybederek çekilme ile son bulur. Neredeyse çoğu yatırımcı piyasaya küser ve tasarruflarını zamanlamasını bilen tecrübelilere bırakarak ayrılırlar. Piyasa gerisinde kazananların her gün kaybedeceği tahmini ile günlerini geçirir. Oysa duygularının şiddetini azaltmış olsalar idi piyasa içinde kalır kazanmanın yolunu tekrar bulunabilirdi.
İnsanın hayat içerisinde var ve mutlu olma amacıyla her ne yapıyorsa finansal piyasalarda da aynı çabayı göstermek durumunda, zira kesin ve sürekli doğrusu olmayan insan hayatı gibi finansal piyasalar da doğrular esneyebiliyor. Bu esneklik genelde az iken senede bir olsa da şaşırtıcı hal alabileceği ihtimali yatırımların donmasına kadar gidebiliyor. Mutluluk denen şeyin herkese aynı zamanda ve aynı tadı vereceğini beklemek ne kadar zor ise yatırım dünyasında insanların hepsinin aynı duyguya aynı zamanda kavuşması pek mümkün değil.
Zaman her şeyin ilacı sözü finans piyasaları içinde geçerli. Doğru zamanda doğru bir finansal enstrümana ayrılmış zaman en güzeli. Velev ki yanlış zamanda doğru enstrüman olsun . yanlış zaman kısmı beklemeyle yeniden kazandırır. Zamanın tolerans aralığı geniş. Yeter ki piyasaya olan güvenin yerini korku sarmasın . Korku tüm bilgileri tersine çeviren piyasalarda görülebilecek en kötü duygu.
Yazımı okuma zahmetinde bulundunuz. Teşekkür ederim


Yorum bırakın