İran meselesine siyasi ve askeri bakımdan değerlendirme ile savaşın sebep ve sonuçlarını öngörmek oldukça zor olacak. Mesele siyasi değil, tamamen ekonomik.
Gelin bunu 1980’lerden beri Fordizm ve Neo-Fordist yaklaşımla açıklayalım. Dünya küreselleşmiyor; bazı şirketler küreselleşiyor. Küresel ticaret ağı ile başlayan Fordist akım, sonrasında bölgesel üretim merkezlerine yayıldı. Yerel şirketlerin küresel şirketlere eklemlenmesiyle kapitalizm zirve noktasına ulaştı.
Önce ABD, sonra Avrupa, devamında Japonya; 1980 sonrası Güney Kore ve Türkiye gibi ülkelere “yabancı sermaye” adı altında giriş yaptı. Zenginleşen ve modernleşen bu akıma karşı ayakta duran SSCB ise 90’larda ömrünü tamamladı.
Kapitalizm, 1980 sonrası küresel ülkeleri ağına kattı; 1980–2000 arasında bölgesel güçlerin çoğunu sistemine dahil etti. Ancak hâlâ sistem dışında kalan bölgesel güçler var. Bunlardan biri İran.
Sisteme Dahil Edilemeyen Ekonomi
İran şimdiye kadar küresel gücün danışıklı düşmanı olarak rol verilmişti. Petrol, doğalgaz ve türevlerinin fiyatlanmasında ve ticari ağın dengelenmesinde kullanılan bir aktör konumundaydı. Ancak yüksek kamu gücüyle küresel şirketlerin tam anlamıyla giremediği bir ekonomi olarak kaldı.
İran ekonomisinin yaklaşık:
- %50–60’ı kamusal,
- %20–30’u yarı-kamusal (bonyadlar ve Devrim Muhafızları bağlantılı yapılar),
- %15–25’i gerçek özel sektörden oluşuyor.
Petrol ve doğalgaz tamamen devlet kontrolünde. Bankacılık kamu ağırlıklı. Savunma ve enerji altyapısı devlet merkezli.
Bu tablo, İran’ı ender kalan “talan edilmemiş” büyük kamu ekonomilerinden biri haline getiriyor.
Nükleer silah ve terörizm yaftaları ile rol biçilen İran, bugün varlıklarına göz koyan ABD ile karşı karşıya. Görünen siyasi; gerçekte ekonomik bir hesaplaşma söz konusu.
Önümüzdeki Süreç: İki Yol
İran önümüzdeki günlerde ağır baskı altına girecek.
1️⃣ Anlaşma Senaryosu
İran ABD ile anlaşma yoluna girerse, bir iki askeri bölge sembolik biçimde vurularak Irak benzeri bir denge kurulabilir. Bu en kansız yol olur.
Sonrasında yaptırımların gevşetilmesi, enerji sektörünün küresel sisteme entegrasyonu ve kamu varlıklarının kademeli açılması gündeme gelir.
Bu, ekonomik entegrasyonun önünü açar.
2️⃣ Rest ve Bloklaşma Senaryosu
ABD’ye rest çekip BRICS eksenine tam yaslanması ise uzun bir savaş döneminin başlangıcı olur. Çin batı cephesindeki en güçlü ortağını savunacaktır. Rusya’nın devrede olduğu bir tabloda, Ukrayna savaşı kadar uzun; fakat daha fazla can ve mal kaybı doğurabilecek bir süreç yaşanabilir.
Bölge ateşli bir alana dönüşür. Mülteci sorunu en hafif başlık olur. Bölgedeki ABD askeri varlığı İran için hedef haline gelebilir. ABD üsleri bulunan ülkeler kaygıyla süreci izler.
Enerji hatları, elektrik altyapıları ve ticaret koridorları risk altına girer.
Türkiye’ye Olası Yansımalar
ABD–İran pazarlıkları sürüyor. Ancak ikinci senaryodaki uzun savaş ihtimali kaygı verici.
Bize dolaylı yansıması:
- Enerji nakli ve fiyat artışları
- Mülteci hareketliliği
- Elektrik ve enerji arzında dalgalanma
İran’dan ithal ettiğimiz doğalgaz, petrol ürünleri, plastikler, organik kimyasallar, mineral yakıtlar, meyve-sebze, kuruyemiş ve tarım ürünlerinde zorlanmalar yaşanabilir.
Yaklaşık 10 milyar dolarlık ihracat ağırlıklı ticaret hacmimiz ciddi baskı altına girer.
Sonuç
İran meselesi askeri bir krizden çok, küresel şirket kapitalizminin genişleme sınırına dayanmasıdır.
Dünya küreselleşmiyor; küresel şirketler genişliyor.
Ve genişleyemeyen her alan potansiyel bir çatışma alanına dönüşüyor.
İran, bu sınır hattında duruyor…
İlginiz için teşekkür ederim Serdar AYDOĞAN
Yorum bırakın