Evet gençler iş beğenmiyor, evet çalıştıracak insan bulamıyorsunuz.
Günde 8 saat fakat hiçbir zaman 8 saat olmayan evden çıkış ve giriş arası 10 saat ve üstü zaman iş için dışarıda olan bir insan, hayatının çoğu kısmını geçirdiği iş için hakkını istemesi oldukça doğal.
Gelelim asıl meseleye Türkiye 90 lardan beri yeter ki iş olsun çalışırızdan ne kazanacam,değecek mi? Aynı işe başka yerde ne kazanıyor? Ücret değer ve iş zorluğunu sorgular oldu. Bu sorgulamalar da örnekler arası uçurum olduğunu gördü. Geçmişte bunu görmek zordu.
Türkiye’de istihdamda bulunan işçi ve memurlar haftada ortalama 42,9 saat çalışırken bu süre AB ülkelerinde ortalama 36,4 saat. Türkiye’de haftalık 49 saat veya daha fazla çalışanların oranı da yüzde 28.
AB İstatistik Ofisi’nin 2022 yılı verilerine göre AB vatandaşları ana işinde haftalık ortalama 36,4 saat çalışıyor. Türkiye’nin en güncel verisi ise 2020 yılına ait. Buna göre Türk vatandaşları 42,9 saat ile 35 ülke içinde ilk sırada yer alıyor. Hollanda 32,4 saat ile haftalık çalışma saatinin en düşük olduğu ülke. Bu veriler 20-64 yaş arası istihdamdakileri yansıtıyor. İstihdam, hem tam zamanlı hem de kısmi zamanlı (part-time) çalışanları kapsıyor. (OECD verileri)
Türkiye 1990 lardan beri iş/kazanç oranı hızla açıldı. Ortalama iş/kazanç oranı açısından çok uçuk değerler ortaya çıktı. Bu da normalin sorgulanmasına sebeb oldu. 2023 asgari ücretin brüt 13 bin 414 lira, net 11 bin 402 lira. Bu durumda günlük asgari ücret 456,08 TL’ye, saatlik asgari ücret ise 50,67 TL’ye yükseldi. Ve saatlik ücretin bazı kesimlerde 1000 TL.olduğunu da gördüğümüze göre iş/kazanç adaleti artık fırsat kollama ve girişim adı altında yepyeni bir sayfa açtı. Gelir eşitsizliği en hızlı noktasına geldi.
Sonuca baktığımızda
1.Gençlere kendi çalışma hayatına başladığımız dönemlerdeki şartları kabul etmekte zorluyoruz.
2. Meslek sahibi olma yolunda erken ve dikkatli çözümler üretmiyoruz
3. Yetişkinlerin yaptığı hataları gençlerden beklemiyoruz
4. Çağdaşı olan daha modern şartlarda yaşayan gençlerden etkilenmesini istemiyoruz.
5. Herşeye kolay ulaşmayı sağladığımız gençleri zorlu iş koşullarına bırakıyoruz.
6. Gençlerin iletişim çağında olduklarını her durumu ve şartı bildiklerini unutuyoruz.
7. Kötü alışkanlıkların kol gezdiği bir dönemde olduklarını unutuyoruz.
8. Gençler daha sosyal ve sosyal aktivitelerinin pahalı olduğunu unutuyoruz.
9. Sosyal medyadan dolayı bulundukları Dünya’dan daha yukarıda hayalleri var.
Peki bu olumsuzluklar için de Çok çok olumlu bir durum olduğunu aslında bu yazıyı yazmamın esas sebebine gelelim.
Sözde iş beğenmeyen gençler
- İnsani yaşam endeksini yükseltecek.
- İşveren kazançta en önemli unsurun sermaye değil, işgücü olduğunu anlayacak
- İş/kazanç oranları normalleşecek.
- İşverenin kazancı işgücüne yansıyacak, işveren işgücü arası kazanç farkı azalacak.
- Bu ülkenin insanına yakışır iş ahlakı ve iş disiplini gelişecek.
- Belli sektördeki fırsatlar gençler tarafından hızla görülüp, sektör alan boşlukları hızla kapanacak.
- Belli alan ve sektörde tekelci olan ve üst düzey kazanç sağlayan insanların sayısı durağan hale gelirken , iyi kazanan ,iyi yaşayan gençler ortaya çıkacak.
- Gelişmiş ülkelerin ortak özelliklerinden 1. İşgücü bunun sağlanmasını gençlerin iş beğenmemesi sağlayacak.
Gençler çalışmaz ise sistem ona göre evrilecek, gençlere beğenecekleri şartları sunacaktır.
Eğer bir TÜRK yüzyılı başlayacaksa bunun en önemli gücü Türk insanının çalışma aşkı ve bu aşkının karşılığı olan kazanç ile bırakın geri kalmayı, modern ülke insanları üzerinde bir performans gösterecektir.


Anonim için bir cevap yazın Cevabı iptal et