Emtiaların, özellikle altın ve gümüşün 2024-2026 yılları arasındaki yükselişi, “Emtia çağı başladı mı?” diye sorgulamamıza sebep oluyor. Yakın tarihte altın ve gümüşün 2000-2011 yılları arasındaki rallisine baktığımızda, bunun sadece bir emtia çağı olmadığını, her şeyin rallisi olduğunu görüyoruz. Sadece emtiaların ağırlıklı olarak ilerlediği 1960-1980 dönemine bakmamız gerekiyor. İşte bu durumda, 1960-1980 yıllarının günümüze benzerliğini sorgulamamızın gerekliliği ortaya çıkıyor.
1960-1980 dönemi ile bugün arasında sürpriz derecede çok benzerlik var, ama yapısal farklar daha büyük.
BENZERLİKLER:
Enerji şokları: 1973 petrol ambargosu ve 1979 İran Devrimi, petrol fiyatlarını çok sert yükseltmişti. Bugün de Orta Doğu’daki çatışmalar enerji arzını bozdu. IMF, 2026 küresel büyüme tahminini yüzde 3,0’a çekti ve enflasyon tahminini yüzde 4,7’ye yükseltti. İran ve petrol dağıtımındaki sıkıntıların benzerliği ortada.
Enflasyon korkusu: Dönemin sorunu “stagflasyon”, yani yavaş büyüme ile yüksek enflasyonun birlikte görülmesiydi. Bugün de IMF’nin olumsuz senaryosunda büyüme yüzde 2,5’e düşüyor, enflasyon yüzde 5,4’e çıkıyor. Yani benzer bir tehlike masada, ama ana senaryo henüz 1970’lerdeki kadar kötü değil. Eğer İran ve Suudi Arabistan’daki olumsuz gelişmeler Babülmendep Boğazı ve Süveyş Kanalı’na kadar uzanırsa 1960-1980 döneminden daha kötü bir dönemi yaşıyor olabiliriz.
Jeopolitik bloklaşma: Soğuk Savaş’taki ABD-SSCB rekabeti, yerini ABD-Çin rekabetine, teknoloji kısıtlarına ve tarife savaşlarına bıraktı. 1970’lerde de ticarette korumacı önlemler yaygınlaşmıştı. ABD yönetiminin ağır korumacı yaklaşımına şahit oluyoruz. Çok benzer bir dönem.
Yeni güçlerin yükselişi: O dönemde Japonya, Almanya ve Doğu Asya “kaplanları” yükseliyordu. Bugün aynı rolü Çin ve Hindistan oynuyor. IMF, Hindistan’ın 2026’da yüzde 6,4 büyümesini bekliyor. Eski piyasa büyükleri yer değiştiriyor. Bunu da benzerlik olarak görmek lazım.
Faiz: Faiz, 1960’lardan 1980’e kadar tırmanış dönemini yaşadı. Faiz, 1960’ların başında %2 civarındayken 1980 sonunda %18,90’a çıktı. Bu, yüksek enflasyonla mücadele için uygulanan sert sıkılaştırmanın sonucuydu. 2008 yılında dip dönemini yaşayan faizin o günden bugüne artması nedeniyle enflasyon kaygısıyla benzer bir dönemin yaşanacağını düşünmekteyim. Açıkça, yakın tarihte ABD’de faizin yeniden aşağıya düşeceğini düşünmüyorum. Artık yüksek faiz döneminin kapısı açıldı.
Teknolojik dönüşüm: Bilgisayarın ve Yeşil Devrim’in yaygınlaşması ile bugünün yapay zekâ yatırımları, üretkenlik beklentilerini yeniden şekillendiriyor. 1960-1980 dönemi, 1980-2000’li yılların küresel ekonomi modelinin temelini atmıştı. 2000-2020 yılları da 2020-2040 döneminin temellerini atıyor. Küreselci yaklaşımların 2020-2040 döneminde çok daha ileri boyutlara taşınacağı ortada.
FARKLILIKLAR:
Büyüme: 1960’lar “altın çağ” olarak anılır ve küresel büyüme yüksekti (kabaca yüzde 5 civarı). 1970’lerde büyüme belirgin biçimde yavaşladı. Bugün küresel büyüme yüzde 3 civarında. Açıkçası, büyüme eskisi kadar değil.
Enflasyon düzeyi: 1970’lerde enflasyon çift hanelere çıktı, ABD’de 1980 civarında yüzde 13-14’ü buldu. Bugün küresel enflasyon yüzde 4-5 civarında. Yeni bir enflasyon dalgasıyla dönemlerin benzer hâle geleceğini düşünüyorum.
Para sistemi: 1971-1973 arasında çöken Bretton Woods sabit kur sistemi, dönemin belirleyici özelliğiydi. Bugün dalgalı kurlar, serbest sermaye hareketi ve dijital finans var. Daha karmaşık türev piyasalarının yoğunluğu ve kumarı andıran yeni piyasaların oluşması, geçmişle benzerliği azaltıyor.
Merkez bankaları: O dönemde merkez bankaları siyasi etkiye açıktı ve enflasyon hedeflemesi yoktu. Bugün çoğunlukla bağımsızlar ve hedef odaklı çalışıyorlar. Görünürde böyle bir durum var. İktisadi hayatta resmî olarak görülen tablo bu. Lakin şu an hükümetten bağımsız davranan merkez bankası neredeyse yok. Ama sistemsel olarak var görünüyor. Resmî piyasada eski dönemle bugün arasında benzerlik yok, ama gerçekte neredeyse 1960-1980 dönemine kıyasla günümüzde siyasi baskı daha fazla.
Emek piyasası: 1960-1980’de sendikalar güçlüydü ve ücret-fiyat sarmalı yaşanıyordu. Bugün sendikalaşma zayıf, çalışma biçimleri esnek ve otomasyon yaygın. Çalışanların şartları açısından aşırı farklı bir dönemi yaşıyoruz.
Küreselleşme: O dönemde sermaye kontrolleri vardı ve ticaretin ekonomideki payı düşüktü. Bugün dünyanın neredeyse tamamı küresel ekonominin etkisi altında.
Enerji yoğunluğu: Üretim petrole çok bağımlıydı. Bugün GSYH başına petrol tüketimi çok daha düşük; yenilenebilir ve alternatif kaynaklar da devrede.
Kamu borcu: İkinci Dünya Savaşı sonrasında kamu borcu düşüktü. Bugün küresel kamu borcu, GSYH’ye oranla tarihsel olarak çok yüksek.
Ekonominin yapısı: O dönemde ekonomi sanayi ve imalat ağırlıklıydı. Bugün hizmet, veri ve platform ekonomisi öne çıkıyor.
Nüfus: Genç iş gücü ve bebek patlaması vardı. Bugün gelişmiş ülkelerde ve Çin’de nüfus yaşlanıyor.
Yukarıda 1960-1980 döneminin 2020-2040 arası dönemdeki benzerliklerini ve farklılıklarını belirtmeye çalıştım. Bu durumda temel iktisadi konularda, özellikle faiz ve enflasyon açısından benzerlikler varken diğer unsurlardaki benzerlikler daha az.
Gelelim esas meseleye: Bu iki dönemin benzerlikleri, altın ve gümüş fiyatlamasında benzer bir başlangıca sahip. Altın ve gümüşün 1980 zirvesini görmeden, 1960’lı yıllarla başlayan sürece çok benzer bir dönem içerisindeyiz. Bunu en çok destekleyen noktalar aşırı borçlanma, faizlerin yükselişi ve enflasyon korkusu olarak görünüyor. Başlangıcı benzer olan bu durumun önümüzdeki yıllardaki seyrini birlikte izleyelim.
Teşekkürler.
Serdar AYDOĞAN

Bir Cevap Yazın